Blog'a Dön

Lextum CEO’su Av. Bilal Çoban: “Yapay Zeka Avukatın Yerini Değil, Yargının Yükünü Hafifletmeli”

Lextum CEO’su Av. Bilal Çoban: “Yapay Zeka Avukatın Yerini Değil, Yargının Yükünü Hafifletmeli”

Lextum CEO’su Av. Bilal Çoban: “Yapay Zeka Avukatın Yerini Değil, Yargının Yükünü Hafifletmeli”

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, vatandaşların yapay zeka desteğiyle dava dilekçesi hazırlayabileceği ve hukuki süreçler hakkında yönlendirilebileceği bir platform üzerinde çalışıldığını açıklaması hukuk dünyasında önemli bir tartışma başlattı.

Türkiye genelindeki barolar, yapay zekanın savunma hakkının yerine geçirilmemesi gerektiğini belirterek ortak açıklama yaptı. Bakan Gürlek ise daha sonraki açıklamasında yapay zeka uygulamalarının, yargının kurucu unsurlarından biri olan avukatlık kurumuna alternatif olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

Peki yapay zeka, Türk yargı sisteminde asıl olarak hangi alanda kullanılmalı? Vatandaşa otomatik dilekçe hazırlatmak adalete erişim sorununu gerçekten çözer mi? Yoksa teknoloji, öncelikle hakimlerin ve adliyelerin ağır iş yükünü azaltmak için mi kullanılmalı?

Hukukasistani.com olarak, yapay zeka destekli hukuk teknolojisi Lextum’un Kurucu Ortağı ve CEO’su Av. Bilal Çoban ile Adalet Bakanlığı’nın yapay zeka projesini, avukatların endişelerini ve Türk yargısında teknolojinin nasıl konumlandırılması gerektiğini konuştuk.

 

Hukukasistani.com: Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yapay zeka destekli vatandaş platformu açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Av. Bilal Çoban:

Adalet Bakanlığı’nın hukuk alanında yapay zeka teknolojilerinden yararlanmak istemesini son derece değerli buluyorum. Hukuk ve yargı sisteminin teknolojinin dışında kalması zaten düşünülemez. Ancak teknolojinin hangi sorunu çözmek için ve sistemin hangi noktasına yerleştirileceği çok önemlidir.

Vatandaşın hukuki bilgiye daha kolay erişmesi, haklarını öğrenmesi ve hukuki süreçler konusunda bilinçlendirilmesi elbette desteklenmelidir. Fakat adalete erişim yalnızca bir dava dilekçesi hazırlamak veya elektronik ortamda dava açmak değildir.

Bir hukuki uyuşmazlığın doğru nitelendirilmesi, görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi, sürelerin takip edilmesi, delillerin doğru zamanda sunulması, hukuki stratejinin oluşturulması, duruşmaların takip edilmesi, kanun yollarına başvurulması ve kararın icra edilmesi gerekir.

Bu nedenle vatandaşa otomatik olarak bir dilekçe vermek, onu mutlaka adalete ulaştırmaz. Tam tersine, yanlış veya eksik yönlendirme nedeniyle hak kaybı yaşanması riski de doğurabilir.

 

Hukukasistani.com: “Avukatlar yapay zekaya karşı çıkıyor” şeklinde bir algı oluştu. Sizce bu doğru mu?

Av. Bilal Çoban:

Bu değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Avukatlar teknolojiye veya yapay zekaya karşı değil. Avukatların itirazı, teknolojinin avukatlık mesleğinin ve savunma hakkının yerine geçirilmesine yöneliktir.

Bugün avukatlar UYAP’ı, elektronik tebligatı, görüntülü duruşmaları, içtihat veri tabanlarını ve dijital hukuk araçlarını yoğun şekilde kullanıyor. Lextum gibi yapay zeka destekli hukuk teknolojilerinin en önemli kullanıcıları da yine avukatlardır.

Dolayısıyla mesele “Avukatlar yapay zeka istiyor mu, istemiyor mu?” meselesi değildir. Asıl soru şudur:

Yapay zeka, avukatın ve vatandaşın yanında yardımcı bir araç olarak mı kullanılacak; yoksa hukuki danışmanlığın ve savunmanın yerine mi geçirilecek?

Avukat, yalnızca dilekçe yazan kişi değildir. Avukat, uyuşmazlığı analiz eder, müvekkilinin gerçek ihtiyacını tespit eder, riskleri açıklar, delilleri değerlendirir ve gerektiğinde vatandaşı sonuç vermeyecek ya da daha büyük zarara yol açacak bir davayı açmaktan vazgeçirir.

Yapay zeka ise hukuki ve mesleki sorumluluğu üstlenemez. Verdiği yanlış tavsiyenin sonucunda vatandaşın uğrayacağı zarardan, bir avukat gibi disiplin, ceza ve tazminat sorumluluğu taşımaz.

 

Hukukasistani.com: Türkiye’de adalete erişimde yaşanan temel problemin avukatlardan kaynaklandığını düşünüyor musunuz?

Av. Bilal Çoban:

Kesinlikle hayır.

Türkiye’de adalete erişimin ve yargıya duyulan güvenin zayıflamasındaki temel sorun, vatandaşın avukata ulaşması veya dilekçe yazdıramaması değildir.

Asıl sorun; açılan davaların çok uzun sürmesi, duruşmaların aylar sonrasına verilmesi, bilirkişi raporlarının gecikmesi, mahkemelerdeki ağır dosya yükü ve kararların makul sürede kesinleşmemesidir.

Bir vatandaş çok iyi hazırlanmış bir dilekçeyle davasını açsa bile ilk duruşması aylar sonra yapılıyorsa, dosya yıllarca sonuçlanmıyorsa ve karar kesinleşene kadar uzun süre beklemek zorunda kalıyorsa adalete fiilen erişmiş sayılmaz.

Adalet Bakanlığı’nın temel politika ve hedefleri arasında da makul sürede yargılanma hakkının güçlendirilmesi, yargılamaların daha kısa sürede sonuçlandırılması ve yargı teşkilatının iş yükünün dengelenmesi yer almaktadır.

Dolayısıyla teşhisi doğru koymamız gerekir. Türkiye’deki yargı sorununun kaynağı avukatlar değildir.

Avukatlar çoğu zaman ağır işleyen sistem içerisinde vatandaşın hakkını korumaya, süreleri takip etmeye ve dosyanın ilerlemesini sağlamaya çalışan taraftır.

Türkiye’de yargıya ve adalete duyulan güvenin azalmasının temel nedeni de vatandaşların avukatlara başvurması değildir. Asıl problem, vatandaşın hakkına zamanında ulaşamaması, davaların yıllarca sürmesi ve adli süreçlerin öngörülebilir olmaktan çıkmasıdır.

 

Hukukasistani.com: Oldukça dikkat çekici bir ifade kullanıyorsunuz: “Hakimleri hızlandırabiliriz.” Bununla neyi kastediyorsunuz?

Av. Bilal Çoban:

Bu ifadeyle hakimlerin baskı altına alınmasını veya karar verme yetkisinin yapay zekaya bırakılmasını kesinlikle kastetmiyoruz.

Bizim söylediğimiz şudur:

Hakimleri değil, hakimlerin önündeki çalışma süreçlerini hızlandırabiliriz.

Bir hakimin yüzlerce, hatta binlerce sayfadan oluşan dosyaları okuması, tarafların iddia ve savunmalarını karşılaştırması, delilleri sınıflandırması, dosyanın kronolojisini çıkarması ve ilgili içtihatları araştırması ciddi zaman alıyor.

Yapay zeka;

Dosyanın kronolojik özetini hazırlayabilir.

Tarafların iddia ve savunmalarını ayrı ayrı gösterebilir.

Uyuşmazlığın temel hukuki noktalarını sınıflandırabilir.

Deliller ile taraf beyanları arasındaki bağlantıları ortaya koyabilir.

Çelişkili ifadeleri işaretleyebilir.

İlgili Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarını önerebilir.

Dosyadaki eksik belge ve usul işlemleri konusunda uyarılar oluşturabilir.

Kişisel verilerin anonimleştirilmesine yardımcı olabilir.

Dosyanın daha hızlı ve kapsamlı şekilde incelenmesini sağlayabilir.

Bunların tamamı hakimin ön hazırlık süresini azaltabilir. Ancak nihai hukuki değerlendirme ve karar her durumda bağımsız ve tarafsız hakim tarafından verilmelidir.

Yapay zeka hakimin yerine geçmemeli; hakimin dosyaya ayırabileceği nitelikli zamanı artırmalıdır.

 

Hukukasistani.com: Sizce Adalet Bakanlığı yapay zeka çalışmalarında öncelikle hangi alana yoğunlaşmalı?

Av. Bilal Çoban:

Adalet Bakanlığı’nın öncelikli hedefi, vatandaşın avukat olmadan daha fazla dava açmasını sağlamak değil, açılmış davaların daha hızlı, daha nitelikli ve daha öngörülebilir biçimde sonuçlandırılmasını sağlamak olmalıdır.

Vatandaşa çok kolay dava açtıran ancak açılan davayı yıllarca sonuçlandıramayan bir sistem, adalete erişimi artırmaz. Aksine mahkemelerdeki dosya sayısını ve iş yükünü daha da artırabilir.

Adalet Bakanlığı, yapay zeka çalışmalarında öncelikle hakimlerin, savcıların ve adliye personelinin iş yükünü azaltmaya yoğunlaşmalıdır.

Yapay zeka ilk olarak şu alanlarda kullanılmalıdır:

Birincisi, hakim ve savcıların dosya inceleme süreçlerinin hızlandırılmasıdır.

İkincisi, mahkemelerdeki dosya yükünün dengeli biçimde dağıtılmasıdır.

Üçüncüsü, bilirkişi ve adli tıp süreçlerindeki gecikmelerin takip edilmesidir.

Dördüncüsü, benzer uyuşmazlıklarda karar tutarlılığının artırılmasıdır.

Beşincisi, adliye personelinin tekrar eden idari işlemlerinin otomatikleştirilmesidir.

Altıncısı, vatandaşın dosyasındaki aşamaları anlayabileceği açık ve sade bir bilgilendirme sisteminin kurulmasıdır.

Yedincisi, yargılamanın hangi aşamasında ve hangi nedenle geciktiğinin tespit edilmesidir.

Teknoloji, yargı sistemindeki gerçek darboğazlara yöneltilmelidir.

Türkiye’de yargının yavaşlamasının sebebi avukatların dilekçe yazması veya vatandaşların avukatla temsil edilmesi değildir. Sorun; mahkemelerin dosya yükü, personel eksikliği, bilirkişi süreçleri, duruşma aralıkları ve adli işleyişteki yapısal gecikmelerdir.

Adalet Bakanlığı’nın asıl yoğunlaşması gereken konu, hakimlerin işlerini daha hızlı ve daha etkin biçimde yapabilmesini sağlamaktır.

 

Hukukasistani.com: Yapay zeka hakimlerin kararını etkiler mi? Burada bir bağımsızlık riski doğmaz mı?

Av. Bilal Çoban:

Doğru hukuki ve teknik güvenceler oluşturulmazsa böyle bir risk elbette vardır.

Bu nedenle yapay zeka tarafından hazırlanan değerlendirmeler bağlayıcı olmamalı, hakime tek bir sonuç dayatmamalı ve sistemin hangi kaynaklara dayanarak öneri oluşturduğu denetlenebilmelidir.

Yargıda kullanılacak bir yapay zeka sisteminde en azından şu ilkeler bulunmalıdır:

Nihai kararın daima insan tarafından verilmesi,

Kullanılan kaynakların açıkça gösterilmesi,

Yapay zeka çıktılarının denetlenebilir olması,

Hatalı ve ayrımcı sonuçlara karşı bağımsız denetim yapılması,

Kişisel verilerin ve dosya gizliliğinin korunması,

Sistem işlemlerinin kayıt altına alınması,

Avukatların ve baroların geliştirme sürecine dahil edilmesi,

Yapay zeka önerisine uyulmamasının hakim açısından olumsuz değerlendirilmemesi,

Tarafların kullanılan yapay zeka sistemi hakkında bilgilendirilmesi,

Yapay zeka çıktılarının tek başına hükme esas alınmaması.

Hakim, yapay zekanın verdiği sonuca göre karar veren bir operatöre dönüştürülmemelidir.

Yapay zeka, hakimin önündeki bilgi yığınını düzenleyen ve araştırma sürecini kolaylaştıran bir yardımcı olarak kalmalıdır.

 

Hukukasistani.com: Bakanlığın vatandaşlara dilekçe hazırlayan bir sistem kurması mahkemelerin iş yükünü artırabilir mi?

Av. Bilal Çoban:

Bu risk ciddi biçimde değerlendirilmelidir.

Bir kişinin tek başına hukuki sorununun niteliğini doğru tespit etmesi her zaman mümkün değildir. Vatandaş kira uyuşmazlığı yaşadığını düşünürken mesele tüketici hukukuyla, tapu hukukuyla veya sözleşmenin geçersizliğiyle ilgili olabilir.

Yanlış mahkemede açılan, gerekli delilleri içermeyen, süreleri kaçırılmış veya hukuki yararı bulunmayan davaların artması, vatandaşın hak kaybına uğramasına neden olabileceği gibi mahkemelerin iş yükünü de artırır.

Avukat, aynı zamanda yargı sisteminin önündeki bir hukuki filtredir.

Avukat, her uyuşmazlığın davaya dönüşmesini engeller; sulh, arabuluculuk, ihtar, idari başvuru veya farklı çözüm yollarını değerlendirir.

Bazı durumlarda vatandaşa dava açmamasını tavsiye eden de avukattır. Çünkü her uyuşmazlığın çözümü dava değildir.

Bu nedenle yapay zekanın vatandaşa yardımcı olması düşünülüyorsa sistem, vatandaşı avukatsız dava açmaya teşvik etmek yerine hangi durumlarda profesyonel hukuki yardım alması gerektiğini de açıkça söylemelidir.

Aksi halde yapay zekayla dava açmanın çok kolaylaştırılması, adliyelerdeki mevcut iş yükünü azaltmak yerine daha da artırabilir.

 

Hukukasistani.com: Adalete erişimi artırmak için vatandaşların avukatsız dava açmasının kolaylaştırılması doğru bir yaklaşım değil mi?

Av. Bilal Çoban:

Adalete erişimin kolaylaştırılması ile vatandaşın avukatsız şekilde dava açmaya yönlendirilmesi birbirinden farklı konulardır.

Adalete erişim; hukuki bilgiye ulaşmayı, hak arama yollarını öğrenmeyi, nitelikli hukuki yardım almayı ve uyuşmazlığın makul sürede sonuçlandırılmasını kapsar.

Vatandaşa birkaç dakika içerisinde bir dilekçe oluşturmak, görünürde kolaylık sağlayabilir. Ancak o dilekçenin doğru mahkemeye sunulup sunulmadığı, taleplerin doğru oluşturulup oluşturulmadığı, zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerin geçip geçmediği ve delillerin usulüne uygun gösterilip gösterilmediği ayrı meselelerdir.

Vatandaşın yanlış bir dilekçeyle dava açması, adalete erişim değil; yeni bir hak kaybı riski doğurabilir.

Ayrıca bir davanın açılması, adaletin gerçekleştiği anlamına gelmez. Adalet, uyuşmazlığın doğru, tarafsız ve makul sürede sonuçlandırılmasıyla gerçekleşir.

Bu nedenle asıl hedef, vatandaşa daha fazla dava açtırmak değil, vatandaşın hakkına daha hızlı ve güvenli şekilde ulaşmasını sağlamak olmalıdır.

 

Hukukasistani.com: Lextum bu konuda Adalet Bakanlığı’na nasıl bir katkı sağlayabilir?

Av. Bilal Çoban:

Lextum olarak hukuk alanında yapay zekanın, hukukçunun yerine geçmesi için değil, hukukçunun daha hızlı ve daha nitelikli çalışabilmesi için kullanılması gerektiğine inanıyoruz.

Gerek görülmesi halinde Adalet Bakanlığı ile hakimlerin ve adliye personelinin iş yükünü azaltacak projelerde bilgi ve deneyim paylaşmaya hazırız.

Özellikle;

Dosya özetleme,

Uyuşmazlık konularını sınıflandırma,

Delil ve beyan eşleştirme,

İçtihat araştırması,

Benzer dosyaları gruplandırma,

Dosya kronolojisi çıkarma,

Kişisel veri anonimleştirme,

Yargılama süresini uzatan aşamaları tespit etme,

Mahkemelerin iş yükünü analiz etme,

Tarafların iddia ve savunmalarını karşılaştırma,

Dosyadaki çelişkili beyanları belirleme,

Eksik usul işlemleri konusunda uyarı oluşturma

gibi alanlarda, hakim denetimini ve insan iradesini merkeze alan çalışmalar yapılabilir.

Lextum’un amacı hakimlerin yerine karar vermek değildir. Amacımız, hakimlerin önündeki yoğun ve karmaşık dosyaları daha kısa sürede inceleyebilmesine yardımcı olacak teknolojiler geliştirmektir.

Böyle bir proje; Adalet Bakanlığı, hakim ve savcılar, barolar, avukatlar, akademisyenler ve hukuk teknolojisi şirketlerinin katılacağı ortak bir çalışma grubuyla yürütülmelidir.

Önce sınırlı sayıdaki mahkemede pilot uygulama yapılmalı, sonuçlar bağımsız biçimde ölçülmeli ve gerekli hukuki denetimler tamamlandıktan sonra kapsam genişletilmelidir.

Lextum olarak böyle bir çalışmaya teknik ve hukuki katkı sunmaya hazırız.

Adalet Bakanlığı’nın hakimlerin iş yükünü azaltmaya ve yargılama süreçlerini hızlandırmaya yönelik bir çalışma yapması halinde, sahip olduğumuz hukuk teknolojisi deneyimini paylaşmaya ve gerekli desteği sunmaya hazır olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz.

 

Hukukasistani.com: “Hakimleri hızlandırabiliriz” sözü aynı zamanda Adalet Bakanlığı’na yapılmış bir teklif mi?

Av. Bilal Çoban:

Evet. Bu ifade yalnızca bir slogan değil, aynı zamanda somut ve yapıcı bir öneridir.

Bugün hukuk teknolojileri, çok kapsamlı dosyaların kısa sürede özetlenmesini, milyonlarca karar arasında ilgili içtihatların bulunmasını ve tarafların iddialarıyla delillerin karşılaştırılmasını mümkün hale getiriyor.

Bu imkanların yalnızca avukatlar tarafından değil, gerekli hukuki güvenceler oluşturularak hakimler ve adliye personeli tarafından da kullanılabileceğini düşünüyoruz.

Adalet Bakanlığı’nın vatandaşların avukatsız dava açmasını kolaylaştıran bir sistem yerine, öncelikle hakimlerin dosyaları daha hızlı incelemesini sağlayan bir sisteme yönelmesi çok daha etkili olacaktır.

Çünkü Türkiye’de yargı sisteminin temel ihtiyacı daha fazla dava açılması değil, mevcut davaların daha hızlı sonuçlandırılmasıdır.

Biz Lextum olarak, Adalet Bakanlığı’nın hakimlerin iş yükünü azaltmaya yönelik projelerinde iş birliği yapmaya, pilot çalışmalar gerçekleştirmeye ve hukuk teknolojisi alanındaki deneyimimizi paylaşmaya hazırız.

 

Hukukasistani.com: Bu açıklamanız Adalet Bakanlığı’na bir çağrı mı?

Av. Bilal Çoban:

Evet, aynı zamanda yapıcı bir çağrıdır.

Yapay zeka konusunda “Ya tamamen kabul edelim ya da tamamen reddedelim” şeklindeki iki uç yaklaşımın doğru olmadığını düşünüyorum.

Adalet Bakanlığı’nın teknolojiye yatırım yapma iradesini önemsiyoruz. Ancak bu yatırımın savunma makamını zayıflatmak yerine yargının bütün kurucu unsurlarını güçlendirmesi gerekir.

Avukatları sistemin dışında bırakan bir yapay zeka projesi eksik kalır. Hakimleri yalnız bırakan, mevcut ağır dosya yükünü azaltmayan bir proje de yargının temel sorunlarına çözüm üretmez.

Gelin yapay zekayı vatandaş ile avukatın arasına koymayalım.

Yapay zekayı, vatandaşın daha hızlı ve nitelikli adalete ulaşmasını sağlayacak şekilde hakimin, avukatın ve adliye personelinin yanına koyalım.

Adalet Bakanlığı’na çağrımız şudur:

Yapay zekayı avukatın yerine koymaya değil, hakimin ve adliye personelinin iş yükünü azaltmaya odaklanalım.

Lextum olarak bu konuda üzerimize düşen teknik ve hukuki desteği vermeye hazırız.

 

Hukukasistani.com: Yapay zeka gelecekte avukatların yerini alabilir mi?

Av. Bilal Çoban:

Yapay zeka bazı rutin hukuki işleri dönüştürecektir. Araştırma, belge inceleme, taslak hazırlama ve sınıflandırma gibi işlemler çok daha hızlı yapılacaktır.

Ancak bunun avukatlık mesleğinin sona ereceği anlamına geldiğini düşünmüyorum.

Aksine yapay zekayı doğru kullanan avukatlar; müvekkillerine daha hızlı, daha kapsamlı ve daha nitelikli hizmet verecektir.

Avukatlığın temelinde yalnızca bilgiye erişim bulunmaz. Muhakeme, strateji, tecrübe, müzakere, etik sorumluluk, insan ilişkisi ve güven vardır.

Bir yapay zeka müvekkilin korkusunu, içinde bulunduğu ailevi veya ticari şartları ve uzun vadeli menfaatlerini bir avukatın sorumluluğuyla değerlendiremez.

Yapay zeka, hukuki sorumluluk taşımaz. Hatalı tavsiyesi nedeniyle disiplin sorumluluğuna tabi tutulamaz, mesleki sorumluluk sigortasına başvurulamaz ve vatandaşın zararını doğrudan karşılamaz.

Gelecekte avukat ile yapay zeka karşı karşıya gelmeyecek.

Asıl fark, yapay zekayı etkin kullanan avukat ile kullanmayan avukat arasında oluşacaktır.

 

Hukukasistani.com: Son olarak Adalet Bakanlığı’na ve hukuk kamuoyuna mesajınız nedir?

Av. Bilal Çoban:

Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla ve daha hızlı dava açılması değil; açılmış davaların daha hızlı ve daha adil sonuçlandırılmasıdır.

Vatandaşın adalete olan güveni, birkaç dakika içinde dilekçe hazırlayabilmesiyle değil, hakkını makul sürede alabilmesiyle güçlenir.

Türkiye’de yargıya duyulan güvenin azalmasının sorumlusu avukatlar değildir. Avukatlar, vatandaşların haklarını koruyan ve savunma hakkını temsil eden yargının kurucu unsurlarından biridir.

Asıl sorun; yargılamaların uzun sürmesi, duruşmaların aylar sonrasına verilmesi, mahkemelerdeki dosya yükü ve kararların zamanında kesinleşmemesidir.

Adalet Bakanlığı’nın yapay zeka çalışmalarında önceliği, hakimlerin ve adliye personelinin çalışma süreçlerini hızlandırmak olmalıdır.

Yapay zeka, savunma hakkını zayıflatacak bir ikame aracı olmamalıdır. Hakimin, avukatın ve adliye personelinin iş yükünü azaltan, hata riskini düşüren ve yargılama sürelerini kısaltan bir destek sistemi olarak kullanılmalıdır.

Biz Lextum olarak açıkça söylüyoruz:

Hakimlerin yerine karar vermek istemiyoruz. Hakimlerin dosyaları daha hızlı ve daha kapsamlı inceleyebilmesini sağlamak istiyoruz.

Adalet Bakanlığı bu yönde bir çalışma yapmak isterse, hukuk teknolojisi alanındaki bilgi ve deneyimimizle katkı sunmaya hazırız.

 

Haber İçinde Öne Çıkan Sözler

“Türkiye’de adalete erişim sorununun kaynağı avukatlar değil, yargılamaların uzun sürmesidir.”

“Vatandaşa kolay dava açtırmak, adalete kolay erişim sağlamakla aynı şey değildir.”

“Yapay zekayı vatandaş ile avukatın arasına değil, hakimin ve avukatın yanına koymalıyız.”

 

“Yapay zeka karar vermemeli; hakimin nitelikli karar verebilmesi için gereken zamanı artırmalıdır.”

“Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla dava değil, daha hızlı ve daha nitelikli yargılamadır.”

“Adalete erişim, yalnızca dilekçe hazırlamak değil, hakkı makul sürede elde edebilmektir.”

“Avukatlar yargının yavaşlamasının sebebi değil, vatandaşın sistem içindeki en önemli güvencelerinden biridir.”

“Lextum olarak hakimlerin iş yükünü azaltacak projelerde Adalet Bakanlığı’na destek vermeye hazırız.”

 

Anahtar Kelimeler
Adalet Bakanlığı yapay zekayapay zeka avukathukukta yapay zekayargıda yapay zekaLextumBilal Çobanavukatların yapay zekaya tepkisihakimlerin iş yüküadalete erişimyargının hızlandırılmasıhukuk yapay zeka asistanıUYAP yapay zekasavunma hakkı